Scrolltop arrow icon
Bu fırsat kaçmaz! BLOGTR25 promosyon kodu ile %25 indirim + 1 aylık ücretsiz konuşma pratiği dersleri kazanın!
Dil bilgisi 7 dk.

İngilizcede Phrasal Verbs Nedir? Kapsamlı Rehber ve En Sık Kullanılanlara Genel Bakış

İçindekiler
  1. Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller) Nedir?
  2. En Sık Kullanılan Phrasal Verbs Listesi ve Örnekleri
  3. Ekstra İpuçları ve Öğrenme Yöntemleri
  4. Phrasal Verbs Bilginizi Test Edin!
  5. Sonuç
  6. Novakid’le tanışın!
Önemli Noktalar
  • Phrasal verbs‘ün ne demek olduğunu ve günlük İngilizcede neden bu kadar önemli olduğunu detaylıca öğrenerek dil bilginizi geliştirebilirsiniz.
  • Bir fiil ve bir edat veya zarftan oluşan bu yapıların anlamlarının fiilin orijinal anlamından nasıl farklılaşabildiğini kavrayarak kafa karışıklığını önleyebilirsiniz.
  • Farklı kategorilere ayrılmış deyumsal fiiller İngilizce örneklerle birlikte sunularak, kelime dağarcığınızı etkin bir şekilde genişletebilirsiniz.
  • En sık kullanılan phrasal verbs listesi sayesinde hem yazılı hem de sözlü iletişimde kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz.
  • Her phrasal verb için verilen Türkçe karşılıklar ve örnek cümleler sayesinde anlamları bağlam içinde daha iyi anlayıp uygulayabilirsiniz.
  • Bilginizi pekiştirmek için eğlenceli bir quiz ile öğrendiklerinizi sınayıp, eksiklerinizi tespit ederek öğrenme sürecinizi optimize edebilirsiniz.

“Phrasal verbs çocuklara tek tek ezberletilmemeli. Onları hikâyeler, oyunlar ve günlük konuşmalar içinde doğal şekilde öğretmek, dilin içselleştirilmesini sağlar.”— Novakid öğretmeni Ali Sullivan

İngilizce öğrenirken karşınıza çıkan ve zaman zaman kafa karıştırıcı olabilen konulardan biri de phrasal verbs veya diğer adıyla “deyimsel fiiller”dir. 

Peki, phrasal verbs nedir ve neden bu kadar önemlidirler? Bugün bu konuya derinlemesine dalacak, deyimsel fiiler İngilizce dünyasında bir yolculuğa çıkacak ve en sık kullanılan phrasal verbs ile bolca phrasal verbs örnekleri Türkçe anlamlarıyla birlikte inceleyeceğiz. İngilizceye hakim olmanın anahtarlarından biri olan bu yapıları anlamak, hem anlama hem de konuşma becerilerinizi büyük ölçüde geliştirecektir.

Phrasal Verbs (Deyimsel Fiiller) Nedir?

Phrasal verbs, bir fiil (verb) ile bir edat (preposition) veya bir zarfın (adverb) ya da her ikisinin birden bir araya gelmesiyle oluşan fiil gruplarıdır. Bu birleşme sonucunda ortaya çıkan anlam, çoğu zaman fiilin tek başına taşıdığı orijinal anlamdan tamamen farklı olur. İşte bu yüzden phrasal verbs öğrenmek, İngilizceye ana dili gibi konuşanlar için bile bazen zorlayıcı olabilmektedir.

Örneğin, “look” fiili “bakmak” anlamına gelir. Ancak “look up” bir phrasal verb olarak “sözlükten kelime aramak” veya “birine saygı duymak” gibi farklı anlamlara gelebilir. Gördüğünüz gibi, kelimelerin bir araya gelmesiyle anlam tamamen değişiyor. Bu da phrasal verbs‘i İngilizcede öğrenilmesi gereken kritik bir konu haline getiriyor.

Neden Phrasal Verbs Öğrenmeliyiz?

Günlük İngilizce konuşmaların ve metinlerin büyük bir kısmında phrasal verbs kullanılır. Belki farkında bile olmadan birçok kez kullanmış ya da duymuş olabilirsiniz. İngilizceyi daha doğal ve akıcı konuşmak, okuduklarınızı veya dinlediklerinizi tam olarak anlamak için deyimesel fiiller Ingilizce bilgisi olmazsa olmazdır. Ayrıca, akademik ve profesyonel yazışmalarda da sıkça karşımıza çıkarlar. Bu nedenle, phrasal verbs öğrenmek, İngilizce yeterliliğinizi bir üst seviyeye taşıyacaktır.

En Sık Kullanılan Phrasal Verbs Listesi ve Örnekleri

Şimdi gelelim işin en pratik kısmına: en sık kullanılan phrasal verbs listesi ve detaylı phrasal verbs örnekleri Türkçe anlamlarıyla beraber. Bu listeyi öğrenirken, her phrasal verb‘ü birer kelime çifti olarak değil, bir bütün olarak anlamaya çalışın. Context (bağlam) içinde öğrenmek, ezberlemekten çok daha kalıcı olacaktır. Aşağıdaki phrasal verbs listesi‘ni hareket, iletişim ve duygular gibi kategorilere ayırarak, daha kolay sindirilebilir bir hale getirdik.

Hareketle İlgili Phrasal Verbs

Hareket veya fiziksel eylemleri ifade ederken sıklıkla kullanılan phrasal verbs:

  • Get up – Ayağa kalkmak, uyanmak
    Örnek: I usually get up at 7 AM. (Genellikle sabah 7’de kalkarım.)
  • Go out – Dışarı çıkmak, buluşmak
    Örnek: Let’s go out for dinner tonight. (Bu gece akşam yemeği için dışarı çıkalım.)
  • Come in – İçeri girmek
    Örnek: Please come in, it’s cold outside. (Lütfen içeri girin, dışarısı soğuk.)
  • Run away – Kaçmak
    Örnek: The children ran away from the playground. (Çocuklar oyun alanından kaçtı.)
  • Go on – Devam etmek
    Örnek: Please go on with your story. (Lütfen hikayenize devam edin.)
  • Put on – Giymek, takmak (kıyafet, aksesuar)
    Örnek: I need to put on my coat. (Ceketimi giymem gerekiyor.) Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi için wear dress put on yazımıza göz atabilirsiniz.
  • Take off – Giysiyi çıkarmak, havalanmak (uçak)
    Örnek: The plane will take off in an hour. (Uçak bir saat içinde havalanacak.)
  • Stand up – Ayağa kalkmak
    Örnek: Please stand up when the teacher enters. (Öğretmen içeri girdiğinde lütfen ayağa kalkın.)
  • Sit down – Oturmak
    Örnek: Let’s sit down and talk. (Oturup konuşalım.)
  • Turn around – Arkasını dönmek – İngilizcede “turn” ne anlama gelir, phrasal verblerde nasıl farklı anlamlara sahiptir?
    Örnek: He turned around to face me. (Bana bakmak için arkasını döndü.)
  • Come back – Geri gelmek
    Örnek: I will come back later. (Daha sonra geri geleceğim.)

İletişimle İlgili Phrasal Verbs

Konuşma ve bilgiyi aktarma süreçlerinde kullanılan phrasal verbs:

  • Talk over – Bir konuyu tartışmak
    Örnek: We need to talk over the new plans. (Yeni planları tartışmamız gerekiyor.)
  • Speak up – Daha yüksek sesle konuşmak
    Örnek: Can you please speak up? I can’t hear you. (Lütfen daha yüksek sesle konuşur musunuz? Sizi duyamıyorum.)
  • Call back – Geri aramak
    Örnek: I’ll call back in an hour. (Bir saat içinde geri arayacağım.)
  • Hand out – Dağıtmak
    Örnek: The teacher handed out the exam papers. (Öğretmen sınav kağıtlarını dağıttı.)
  • Point out – İşaret etmek, belirtmek
    Örnek: He pointed out my mistakes. (Hatalarımı belirtti.)
  • Bring up – Bir konuyu açmak, gündeme getirmek
    Örnek: Don’t bring up that topic again. (O konuyu bir daha açma.)
  • Talk into – İkna etmek
    Örnek: She talked me into going to the party. (Beni partiye gitmeye ikna etti.)
  • Pass on – İletmek, aktarmak
    Örnek: Please pass on my regards to your family. (Ailenize selamlarımı iletin.)
  • Hear out – Dinlemek, sonuna kadar dinlemek
    Örnek: Please hear me out before you make a decision. (Karar vermeden önce beni dinleyin.)

Duygular ve Durumlarla İlgili Phrasal Verbs

Duygusal durumları veya genel durumları ifade etmek için kullanılan phrasal verbs:

  • Cheer up – Neşelenmek, neşelendirmek
    Örnek: Cheer up! Things will get better. (Neşelen! Her şey daha iyi olacak.)
  • Calm down – Sakinleşmek
    Örnek: Try to calm down and explain what happened. (Sakinleşmeye çalış ve ne olduğunu açıkla.)
  • Look forward to – Dört gözle beklemek
    Örnek: I look forward to seeing you. (Seni görmeyi dört gözle bekliyorum.)
  • Break down – Yıkılmak, bozulmak
    Örnek: The car broke down on the highway. (Araba otoyolda bozuldu.)
  • Give up – Pes etmek, bırakmak – İngilizcede “give” ne demek, phrasal verb’lerde nasıl kullanılır?
    Örnek: Don’t give up on your dreams. (Hayallerinden vazgeçme.)
  • Settle down – Sakinleşmek, yerleşmek
    Örnek: After years of travel, he decided to settle down in New York. (Yıllarca seyahat ettikten sonra New York’a yerleşmeye karar verdi.)
  • Fall apart – Dağılmak, perişan olmak
    Örnek: After the divorce, she started to fall apart. (Boşanmadan sonra kendini kötü hissetmeye başladı.)

Günlük Hayatta Sık Kullanılan Diğer Phrasal Verbs

  • Look up – Sözlükten bakmak, arayıp bilgi bulmak – İngilizcede “look” ne demek, phrasal verbler ve deyimler
    Örnek: If you don’t know the word, you should look it up in a dictionary. (Kelimeyi bilmiyorsan, sözlükten bakmalısın.)
  • Put off – Ertelemek
    Örnek: Don’t put off until tomorrow what you can do today. (Bugün yapacağını yarına erteleme.)
  • Take on – Üstlenmek, iş almak
    Örnek: I can’t take on any more work right now. (Şu an daha fazla iş alamam.)
  • Fill in – Boşlukları doldurmak, yerine bakmak
    Örnek: Can you fill in for me at the meeting? (Toplantıda benim yerime bakabilir misin?)
  • Find out – Öğrenmek, keşfetmek
    Örnek: I need to find out what time the train leaves. (Trenin saat kaçta kalktığını öğrenmem gerekiyor.)
  • Look after – Bakmak, ilgilenmek
    Örnek: Can you look after my cat while I’m away? (Ben yokken kedime bakabilir misin?)
  • Set up – Kurmak, düzenlemek
    Örnek: We need to set up a meeting for next week. (Gelecek hafta için bir toplantı ayarlamamız gerekiyor.)
  • Figure out – Anlamak, çözmek
    Örnek: I can’t figure out how this machine works. (Bu makinenin nasıl çalıştığını çözemiyorum.)
  • Work out – Egzersiz yapmak, bir şeyi çözmek
    Örnek: I work out at the gym three times a week. (Haftada üç kez spor salonunda egzersiz yaparım.)
  • Bring up – Bir konuyu açmak, çocuk yetiştirmek
    Örnek: My parents brought me up strictly. (Ailem beni sıkı yetiştirdi.)
  • Go over – Gözden geçirmek, tekrar etmek – İngilizce “go” ne demektir, phrasal verbleri nelerdir?
    Örnek: Let’s go over the details once more. (Detayları bir kez daha gözden geçirelim.)
  • Hold on – Beklemek, tutunmak
    Örnek: Please hold on for a moment. (Lütfen bir dakika bekleyin.)
  • Turn down – kısmak (ses), reddetmek
    Örnek:Can you turn down the music? (Müziği kısabilir misin?)
  • Turn up – Sesi açmak, ortaya çıkmak
    Örnek: The lost keys eventually turned up under the sofa. (Kaybolan anahtarlar sonunda koltuğun altında çıktı.)
  • Break up – Ayrılmak (ilişki), son bulmak
    Örnek: They decided to break up after five years. (Beş yıl sonra ayrılmaya karar verdiler.)
  • Come across – Karşılaşmak, denk gelmek
    Örnek: I came across an old photo album today. (Bugün eski bir fotoğraf albümüne denk geldim.)
  • Look for – Aramak
    Örnek: What are you looking for? (Ne arıyorsun?)
  • Take out – Dışarı çıkarmak, randevuya çıkarmak
    Örnek: I will take out the trash. (Çöpü dışarı çıkaracağım.)
  • Run into – Karşılaşmak (tesadüfen)
    Örnek: I ran into an old friend at the supermarket. (Süpermarkette eski bir arkadaşıma rastladım.)
  • Look into – İncelemek, araştırmak
    Örnek: The police are looking into the case. (Polis olayı inceliyor.)
  • Make up – Uydurmak, barışmak, makyaj yapmak
    Örnek: Don’t make up excuses. (Mazeret uydurma.)
  • Pick up – Almak (bir şeyi yerden), öğrenmek (dil), birini arabayla almak
    Örnek: Can you pick me up from the airport? (Beni havaalanından alabilir misin?)
  • Show up – Ortaya çıkmak, gelmek
    Örnek: He didn’t show up for the meeting. (Toplantıya gelmedi.)
  • Take off – Çıkarmak (kıyafet), havalanmak – İngilizcede “on” ve “off” ne demektir, phrasal verbleri nelerdir?
    Örnek: Please take off your shoes. (Lütfen ayakkabılarınızı çıkarın.)  İngilizce telaffuz kuralları hakkında daha fazla bilgi edinerek phrasal verbs‘i daha akıcı kullanabilirsiniz.
  • Think over – Üzerinde düşünmek
    Örnek: I need some time to think over your offer. (Teklifinizi düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var.)
  • Turn out – Ortaya çıkmak, sonuçlanmak
    Örnek: It turned out to be a great party. (Harika bir parti olduğu ortaya çıktı.)
  • Give back – Geri vermek
    Örnek: Don’t forget to give back the book. (Kitabı geri vermeyi unutma.)
  • Bring about – Sebep olmak, neden olmak
    Örnek: The internet has brought about many changes. (İnternet birçok değişikliğe sebep oldu.)
  • Carry out – Uygulamak, gerçekleştirmek
    Örnek: We need to carry out the plan. (Planı uygulamamız gerekiyor.)
  • Come up with – Fikir bulmak, önermek
    Örnek: Can you come up with a solution? (Bir çözüm bulabilir misin?)
  • Deal with – Başa çıkmak, ele almak
    Örnek: I can deal with this problem. (Bu sorunla başa çıkabilirim.)
  • Get along (with) – İyi geçinmek
    Örnek: Do you get along with your colleagues? (İş arkadaşlarınla iyi geçiniyor musun?)
  • Get rid of – Kurtulmak
    Örnek: I need to get rid of these old clothes. (Bu eski kıyafetlerden kurtulmam gerekiyor.)
  • Go through – Yaşamak (tecrübe), incelemek
    Örnek: She has gone through a lot lately. (Son zamanlarda çok şey yaşadı.)
  • Keep up (with) – Ayak uydurmak, devam etmek
    Örnek: It’s hard to keep up with the changing technology. (Değişen teknolojiye ayak uydurmak zor.)
  • Look forward to – Dört gözle beklemek
    Örnek: I look forward to my vacation. (Tatilimi dört gözle bekliyorum.)
  • Make out – Anlamak, seçmek (birini/bir şeyi)
    Örnek: I can’t make out what he’s saying. (Ne söylediğini anlayamıyorum.)
  • Run out of – Tükenmek, bitmek
    Örnek: We’ve run out of milk. (Sütümüz bitti.)
  • Take over – Devralmak, ele geçirmek
    Örnek: The new manager will take over next month. (Yeni yönetici önümüzdeki ay görevi devralacak.)
  • Turn into – Dönüşmek
    Örnek: The caterpillar will turn into a butterfly. (Tırtıl kelebeğe dönüşecek.)
  • Call off – İptal etmek
    Örnek: They had to call off the game due to bad weather. (Kötü hava nedeniyle maçı iptal etmek zorunda kaldılar.)
  • Come back – Geri gelmek, hatırlamak
    Örnek: Her memories of childhood came back to her. (Çocukluk anıları aklına geldi.)
  • Drop off – Bırakmak (birini/bir şeyi bir yere)
    Örnek: Can you drop me off at the corner? (Beni köşede bırakır mısın?)
  • Ease off – Azalmak, hafiflemek
    Örnek: The rain began to ease off. (Yağmur hafiflemeye başladı.)
  • Get by – Geçinmek, idare etmek
    Örnek: We can get by with what we have. (Elimizdekiyle idare edebiliriz.)
  • Give in – Teslim olmak, razı olmak
    Örnek: He refused to give in to their demands. (Taleplerine boyun eğmeyi reddetti.)
  • Hold up – Geciktirmek, soymak
    Örnek: The traffic held us up for an hour. (Trafik bizi bir saat geciktirdi.)
  • Look out – Dikkat etmek, sakınmak
    Örnek: Look out! There’s a car coming. (Dikkat et! Araba geliyor.)
  • Pass away – Vefat etmek
    Örnek: Her grandmother passed away last year. (Büyükannesi geçen yıl vefat etti.)
  • Rip off – Kazıklamak, pahalıya satmak
    Örnek: I think I got ripped off at that store. (Sanırım o dükkanda kazıklandım.)
  • Run over – Ezmek, çiğnemek
    Örnek: The car almost ran over a cat. (Araba neredeyse bir kedinin üzerinden geçiyordu.)
  • Take after – Benzemek (birine)
    Örnek: She takes after her mother. (Annesine benziyor.)
  • Wear out – Eskitmek, yormak
    Örnek: This hard work is wearing me out. (Bu ağır iş beni yoruyor.)
  • Watch out – Dikkat etmek, sakınmak
    Örnek: Watch out for that hole in the road. (Yoldaki o çukura dikkat et.)
  • Break in – Zorla girmek, alıştırmak
    Örnek: Someone broke in to the house last night. (Dün gece eve biri zorla girdi.)
  • Catch up – Yakalamak, yetişmek
    Örnek: I need to catch up on my homework. (Ödevlerime yetişmem gerekiyor.)
  • Cut off – Kesmek, ayırmak – “Cut” ile kurulan phrasal verbler
    Örnek: They cut off the electricity. (Elektriği kestiler.)
  • Do over – Tekrar yapmak
    Örnek: You need to do over this essay.
  • End up – Sonuçlanmak, bulmak (kendini bir yerde)
    Örnek: We ended up at a small restaurant. (Küçük bir restoranda soluğu aldık.)
  • Get away – Kaçmak, uzaklaşmak
    Örnek: I need to get away from the city for a while. (Bir süreliğine şehirden uzaklaşmam gerekiyor.)
  • Hand in – Teslim etmek
    Örnek: Please hand in your assignments by Friday. (Ödevlerinizi Cuma gününe kadar teslim edin.)
  • Keep on – Devam etmek
    Örnek: Don’t keep on complaining. (Şikayet etmeye devam etme.)
  • Let down – Hayal kırıklığına uğratmak
    Örnek: I hope I don’t let you down. (Umarım seni hayal kırıklığına uğratmam.)
  • Pack up – Toplamak, paketlemek
    Örnek: It’s time to pack up and go home. (Toplanıp eve gitme zamanı.)
  • Put away – Yerine koymak, kaldırmak
    Örnek: Please put away your toys. (Lütfen oyuncaklarını yerine kaldır.)
  • Set off – Yola çıkmak, başlatmak
    Örnek: We set off early in the morning. (Sabah erken yola çıktık.)
  • Take up – Başlamak (bir hobiye), yer kaplamak
    Örnek: She decided to take up painting. (Resim yapmaya karar verdi.)
  • Try on – Denemek (kıyafet)
    Örnek: I want to try on this dress. (Bu elbiseyi denemek istiyorum.)
  • Turn off – Kapatmak
    Örnek: Please turn off the lights when you leave. (Çıkarken ışıkları kapatın.)
  • Go out – Dışarı çıkmak, sönmek (ışık, ateş)
    Örnek: The fire went out in the middle of the night. (Yangın gecenin bir yarısı söndü.)
  • Come over – Uğramak, eve gelmek
    Örnek: Why don’t you come over for dinner? (Akşam yemeği için bize gelsene?)
  • Look forward to – Dört gözle beklemek
    Örnek: I look forward to hearing from you. (Sizden haber almayı dört gözle bekliyorum.)
  • Pay back – Geri ödemek
    Örnek: I will pay you back tomorrow. (Sana yarın geri ödeyeceğim.)
  • Show off – Gösteriş yapmak
    Örnek: He always likes to show off his new car. (Her zaman yeni arabasıyla hava atmayı sever.)
  • Talk over – Konuşmak, tartışmak
    Örnek: Let’s talk over your concerns. (Endişelerinizi konuşalım.)
  • Think back – Geriye dönüp düşünmek, hatırlamak
    Örnek: When I think back to my childhood, I feel nostalgic. (Çocukluğuma dönüp düşündüğümde nostaljik hissederim.)
  • Work out – Başarılı olmak, egzersiz yapmak
    Örnek: I hope everything works out for you. (Umarım her şey yolunda gider.)
  • Bring in – Gelir getirmek, içeri sokmak
    Örnek: This new project should bring in a lot of money. (Bu yeni proje çok para getirmeli.)
  • Check out – İncelemek, göz atmak, çıkış yapmak (otelden)
    Örnek: You should check out this new movie. (Bu yeni filmi izlemelisin.)
  • Fill up – Doldurmak
    Örnek: Can you fill up the tank? (Depoyu doldurabilir misin?)
  • Get back – Geri dönmek, geri almak
    Örnek: I needed to get back to work. (İşe geri dönmem gerekti.) Simple Past Tense kullanarak geçmişteki durumları ifade edebilirsiniz.
  • Hang out (with) – Takılmak, vakit geçirmek
    Örnek: I like to hang out with my friends on weekends. (Hafta sonları arkadaşlarımla takılmayı severim.)
  • Look for – Aramak
    Örnek: She’s looking for a new job. (Yeni bir iş arıyor.)
  • Pull over – Kenara çekmek (araç)
    Örnek: The police asked him to pull over. (Polis ona kenara çekmesini söyledi.)
  • Put on – Giymek, açmak (ışık, müzik)
    Örnek: Can you put on some music? (Müzik açar mısın?)
  • Run into – Karşılaşmak (tesadüfen)
    Örnek: I ran into my ex-boss at the conference. (Konferansta eski patronuma rastladım.)
  • Show up – Ortaya çıkmak, gelmek
    Örnek: I waited for an hour, but he never showed up. (Bir saat bekledim ama o hiç gelmedi.)
  • Speak out – Fikrini açıkça söylemek
    Örnek: She decided to speak out against injustice. (Adaletsizliğe karşı sesini yükseltmeye karar verdi.)
  • Take back – Geri almak, sözünü geri almak
    Örnek: I demand that you take back what you said! (Söylediklerini geri almanı talep ediyorum!)

Ekstra İpuçları ve Öğrenme Yöntemleri

Phrasal verbs öğrenmek, bir dilin doğal akışını kavramak anlamına gelir. Bunun için bazı etkili yöntemler bulunmaktadır:

  • Bağlam İçinde Öğrenin: Her phrasal verb‘ü tek başına değil, bir cümle içinde ve bağlamıyla birlikte öğrenmeye çalışın. Bu, anlamı daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır.
  • Tekrar ve Pratik: Düzenli tekrar çok önemlidir. Öğrendiğiniz phrasal verbs‘i kendi cümlelerinizde kullanarak pratik yapın.
  • Okuma ve Dinleme: İngilizce kitaplar okuyun, filmler izleyin, podcast dinleyin. Bu, phrasal verbs‘in doğal kullanımını görmenizi ve duymanızı sağlayacaktır.
  • Not Alın: Yeni öğrendiğiniz phrasal verbs‘i bir deftere yazın ve yanına örnek cümleler ekleyin.
  • Çevrimiçi Kaynaklar ve Uygulamalar: Birçok çevrimiçi sözlük ve dil öğrenme uygulaması, phrasal verbs öğrenmenize yardımcı olacak özel egzersizler sunar.

Phrasal Verbs Bilginizi Test Edin!

Şimdi öğrendiklerinizi pekiştirme zamanı! Aşağıdaki testi çözerek phrasal verbs bilginizi test edin.

Aşağıdaki cümledeki boşluğu hangi phrasal verb tamamlar? "I need to _________ what time the plane arrives."
"Pes etmek" anlamına gelen phrasal verb hangisidir?
"Ertelemek" anlamına gelen phrasal verb nedir?
"Dört gözle beklemek" ifadesinin anlamı nedir?
Hangi phrasal verb "bir konuyu açmak, gündeme getirmek" anlamına gelir?
"Boşlukları doldurmak" anlamına gelen phrasal verb nedir?
"Ayak uydurmak" anlamına gelen phrasal verb hangisidir?
"Kaybolmuş anahtarımı _________." cümlesindeki boşluğa uygun phrasal verb hangisidir? "I need to _________ my lost key."
"Otelden çıkış yapmak" anlamına gelen phrasal verb hangisidir?
"Müziği kısmak" anlamına gelen phrasal verb hangisidir?
Yanıtlara Bak

Sonuç

Phrasal verbs, İngilizcenin zenginliğini ve dinamikliğini gösteren önemli bir yapıdır. Bu makalede, phrasal verbs nedir sorusuna yanıt verdik, deyimsel fiiller İngilizce örnekleriyle sunduk ve en sık kullanılan phrasal verbs listesini detaylı bir şekilde inceledik. Unutmayın, dil öğrenimi bir maratondur ve düzenli pratikle bu yapıların üstesinden kolayca gelebilirsiniz. Daha fazla phrasal verbs keşfetmek veya İngilizce öğrenme yolculuğunuzda dest ek almak isterseniz, Novakid’deki uzman öğretmenlerimizle birebir dersler alabilirsiniz!

Novakid’le tanışın!

Novakid’in çevrimiçi derslerinde, bu tür konular bağlam içinde öğretiliyor; çocuklar ezber yapmadan, konuşarak öğreniyor.

Siz de Novakid’in eğlenceli ve iletişim odaklı yöntemlerini keşfetmek isterseniz, çocuklar için İngilizce derslerine göz atabilir, ilk deneme dersinizi ücretsiz alabilirsiniz.

Ayrıca bire bir derslerimizde uyguladığımız etkili yöntemimize aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz:

3.8/5
X share icon

Çocuğunuz İngilizce konuşmaya başlayacak 💫

Türkçe ve İngilizce ücretsiz sihirli hikâye kitabı + uzmanlardan ipuçları

Formu göndererek Novakid Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz. Bu site reCAPTCHA tarafından korunmaktadır ve Google Gizlilik Politikası ile Hizmet Şartları geçerlidir.

Çocuğunuzun ücretsiz deneme dersine katılacak öğretmeni seçelim!
  • Video Preview
  • Video Preview
  • Video Preview
Editörün seçimi
İlginizi çekebilir
Diğer
10 dk.

A2 İngilizce seviyesi hakkında kapsamlı bilgiler içeren kaynağımızı keşfedin! A2'nin önemini anlayın, zorlukları aşın ve etkili öğrenme stratejilerini öğrenin.

Bir dil seçin
Down arrow icon
Argentina Brazil Chile Colombia Czech Republic Denmark Finland France Germany Global English Global العربية Greece Hungary Indonesia Israel Italy Japan Malaysia Netherlands Norway Poland Portugal Romania Russia Slovakia South Korea Spain Sweden Turkey
Çerezler deneyiminizi iyileştirir

Biz ve iş ortaklarımız, deneyiminizi iyileştirmek, içerikleri ve reklamları kişiselleştirmek ve trafiğimizi analiz etmek için çerezler ve benzer teknolojiler kullanıyoruz. ‘Tümünü kabul et’ seçeneğine tıklayarak, kişisel verilerinizin ve çerez bilgilerinizin reklam kişiselleştirmesi amacıyla, Google ile paylaşım da dahil olmak üzere kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamızı ve Google’ın Gizlilik ve Şartlar sayfasını inceleyebilirsiniz.

Tercihlerinizi ‘Çerez ayarları’ seçeneğinden özelleştirebilirsiniz.

Çerezleri yönet

Çerezlerin ne olduğu ve onlarla nasıl çalıştığımız hakkında daha fazla bilgiyi Çerez politikamızda ve Gizlilik politikamızda bulabilirsiniz.