Bu içeriğimizde çift dilli bebek yetiştirmenin veya çocuğunuza çift dilli (bilingual) eğitim vermenin potansiyel faydalarından bahsettik.
İngilizcede iki kişi arasında geçen diyalog örnekleri
- İngilizce diyaloglarda bulunan unsurlar
- İngilizce diyalog örnekleri
- Novakid’le tanışın!
- İngilizce diyaloglar dili daha doğal bir şekilde konuşmamıza yardım eder.
- Diyaloglar konuşma, kelime bilgisi, telaffuz ve dil bilgisi gibi alanlarda İngilizce becerilerimizi geliştirir
- İngilizceyi diyaloglarla öğrenerek konuşurken daha özgüvenli olabiliriz.
Novakid öğretmeni Ali Sullivan, İngilizce öğrenmenin her aşamasında örnek diyaloglara yer verilmesini ve bu diyalogların öğrenciler tarafından canlandırılması gerektiğini savunuyor:
“Diyaloglar, öğrencilerin İngilizcenin gerçek hayatta nasıl kullanıldığını görmesi için en iyi formattır. Ders esnasında çocukların örnek diyalogları görüp bunları canlandırması İngilizce konuşma becerilerini geliştirir ve dili daha doğal bir şekilde konuşmalarını sağlar.”
Diyaloglar, bir dilin günlük hayatta nasıl kullanıldığını görmemizi sağlayan öğrenme aracı olarak İngilizce öğrenme sürecinin her seviyesinde kullanılır. Diyaloglar sayesinde İngilizcede birçok alanda becerilerimizi geliştirebiliriz: konuşma, kelime bilgisi, telaffuz, dil bilgisi…
Bu nedenle bu yazımızda okul, kafe gibi ortamlarda hobiler hakkında ve yol tarifi verme konusunda nasıl konuşabileceğimizi gösteren örnek diyaloglara yer veriyoruz. Ancak bundan önce doğal bir diyaloğun hangi unsurlara sahip olduğunu görmemiz gerekiyor. Hazırsanız başlayalım.
İngilizce diyaloglarda bulunan unsurlar
1. Selamlaşma
Bir diyalog sıklıkla “Hi, hello, nice to meet you, good afternoon” gibi selamlaşma ifadeleriyle başlar, çünkü iki kişinin konuşabilmesi için önce birbirlerini tanımıyorlarsa tanıtmaları, tanıyorlarsa kibarlık göstermek için selamlaşmaları gerekir.
2. Diyaloğun ana konusu
Selamlaşmadan sonra konuşmanın ana konusuna geçilir. Bu bir soru, teklif, istek veya herhangi bir şey olabilir.
4. Takip eden konuşmalar
Konuyu açtıktan sonra bununla ilgili daha ayrıntılı bir şekilde konuşulabilir. Takip soruları ve yorumlar konuşmayı daha derin hale getirir.
5. Vedalaşma
Konuşmayı bitirirken “have a great day, it was nice talking to you” gibi kibar ifadeler kullanılır.
İngilizce diyalog örnekleri
Selamlaşmalar ve tanışmalar
Tom: Hi Emma, I’m Tom. Nice to meet you! Are you new here? (Selam Emma, ben Tom. Tanıştığımıza memnun oldum! Buraya yeni mi geldin?)
Emma: Hi Tom, it’s nice to meet you too. Yes, we recently moved here. Are we neighbours? (Selam Tom, ben de seninle tanıştığıma memnun oldum. Evet, yakın zamanda buraya taşındık. Komşu muyuz?)
Tom: Yes, my house is the red one next to yours. I just wanted to say that you shouldn’t hesitate to ask me for help if you ever need it. (Evet, evim seninkinin yanındaki kırmızı ev. Sadece yardıma ihtiyacın olursa bana sormaktan çekinmemeni söylemek istedim.)
Emma: I appreciate it, thanks! (Memnun olurum, teşekkür ederim!)
Tom: I’ll see you around, then. Good evening! (Görüşürüz o zaman. İyi akşamlar!)
Okulda
Ahsen: Hey Alex, did you study for the exam? (Hey Alex, bugünkü sınava çalıştın mı?)
Alex: I did, but I still don’t understand some of the formulas in the chapter… (Çalıştım, ama hala bölümdeki bazı formülleri anlamıyorum.)
Ahsen: Me too! Especially the one on page 45. (Ben de! Özellikle 45. sayfadakini.)
Alex: Maybe the teacher has time to go over it once more before the exam. We should ask. (Belki öğretmenin o konu üzerinde bir kere daha duracak vakti vardır. Sormalıyız.)
Ahsen: I agree. Let’s go. (Katılıyorum. Hadi gidelim.)
Markette
Bill: Excuse me, how much does this vase cost? (Bakar mısınız, bu vazo ne kadar?)
Ahmet: There should be a price tag on the bottom. (Altında bir fiyat etiketi olmalı.)
Bill: I looked, but there isn’t any. (Baktım ama yok.)
Ahmet: That’s strange. Let me check the price for you. (Garip. Sizin için fiyatı kontrol edeyim.)
Bill: Thank you. (Teşekkür ederim.)
Ahmet: It’s $35. Would you like to pay for it? (35 dolar. Almak istiyor musunuz?)
Bill: No, it’s a little bit pricey for me. Have a good day! (Hayır, benim için biraz pahalı. İyi günler!)
Restoran veya kafede
Garson: Good evening. Are you ready to order? (İyi akşamlar. Sipariş vermeye hazır mısınız?)
Tracy: I can’t make up my mind about what to order. Do you have any recommendations? (Ne sipariş vereceğime karar veremiyorum. Öneriniz var mı?)
Garson: Of course. Do you have any dietary restrictions? (Tabii ki. Beslenme kısıtlamalarınız var mı?)
Tracy: I’m vegetarian. (Vejetaryenim.)
Garson: Any allergies? (Alerjiniz var mı?)
Tracy: I’m only allergic to seafood. (Yalnızca deniz ürünlerine alerjiğim.)
Garson: Then I recommend this one. It’s really popular with our customers. (O zaman bunu öneririm. Müşteriler arasında çok popüler.)
Tracy: In that case, I want your recommendation and a glass of water, please. (O zaman önerini ve bir bardak su istiyorum lütfen.)
Yol tarifi isteme / verme
Dan: Excuse me, could you tell me how to get to the airport? (Kusura bakmayın, havaalanına nasıl gidebileceğimi söyler misiniz?)
Sarah: Of course. Do you see the traffic lights up ahead? Turn right there and walk straight ahead until you reach the train station. (Elbette. İlerideki trafik ışıklarını görüyor musunuz? Oradan sağa dönün ve tren istasyonuna varana kadar yürüyün.)
Dan: The train station? (Tren istasyonu mu?)
Sarah: Yes. There’s a bus stop near the train station. Get on the bus. The airport is the last stop. (Evet. Tren istasyonunun yakınında otobüs durağı var. Otobüse binin. Havaalanı son durak.)
Dan: Thank you so much for your help! (Yardımınız için çok teşekkürler!)
Sarah: You’re welcome. (Önemli değil.)
Hobiler
Selin: What do you like to do in your free time, Mary? (Boş zamanının nasıl geçiriyorsun Mary?)
Mary: Oh, I have a lot of hobbies. I read a lot, for example. I read different kinds of books. (Ah, çok fazla hobim var. Çok fazla okuyorum bir kere. Farklı türlerde kitap okuyorum.)
Selin: Me too! What else? (Ben de! Başka?
Mary: I like to paint, but I’m not really good at it. (Resim yapmayı seviyorum, ama bu konuda pek iyi değilim.)
Selin: What’s important is that you enjoy it. I like drawing more. I have a lot of sketchbooks. (Önemli olan eğleniyor olman. Ben çizmeyi daha çok seviyorum. Çok fazla eskiz defterim var.)
Mary: That’s really cool! Can you teach me how you draw? (Çok havalı! Bana öğretebilir misin?)
Selin: Of course, come over to my house! (Tabii ki, evime gel!)
Plan yapma
John: We need to meet at the weekend to work on our group project. (Grup projemizi yapmak için hafta sonu çalışmamız gerekiyor.)
Blake: I’m not available on Saturday. Does Sunday work for you? (Cumartesi müsait değilim. Pazar günü sana uyar mı?)
John: I’m only free on Sunday morning. Can we meet in the morning? (Sadece pazar sabahı boşum. Sabah buluşabilir miyiz?)
Blake: Sure, we can. Would you like to come to my house? We can get started on the project after we have breakfast. (Elbette buluşabiliriz. Evime gelmek ister misin? Kahvaltı yaptıktan sonra projeye başlayabiliriz.)
John: It’s a good idea! I’ll see you, then. (İyi fikir! Görüşürüz o zaman.)
Novakid’le tanışın!
İngilizce öğrenmeye başlayan çocukların dille sağlıklı bir ilişki geliştirmesi için onların öğrenme biçimine göre dersler alması gerekir. Novakid’in ana dili İngilizce olan deneyimli öğretmenleri çocuklarınızın ihtiyaçlarını belirleyerek onlara kişiselleştirilmiş ders planı hazırlayabilir. Şimdi Novakid’e katılın ve tüm avantajlarından faydalanın!
Çocuğunuz İngilizce konuşmaya başlayacak 💫
Türkçe ve İngilizce ücretsiz sihirli hikâye kitabı + uzmanlardan ipuçları
Formu göndererek Novakid Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz. Bu site reCAPTCHA tarafından korunmaktadır ve Google Gizlilik Politikası ile Hizmet Şartları geçerlidir.
Questions and answers
Diyaloglarla İngilizce öğrenmek konuşma, telaffuz, dil ve kelime bilgilerini geliştirir.
Evet, İngilizce diyaloglara düzenli olarak çalışır ve konuşma pratiği yaparsak dilde ustalık geliştirir, daha doğal bir şekilde konuşabilmeye başlarız.
Evet, diyaloglar bize gerçek dünyada dilin nasıl konuşulduğunu gösterdiği için dili özgüvenli bir şekilde konuşmamıza yardım eder.
Akıcı İngilizce konuşmanın ne olduğunu, akıcı konuşabilmek için kaç kelime bilmeniz gerektiğini ve bu noktaya nasıl ulaşabileceğinizi birlikte öğrenelim!
Bu içeriğimizde 11 yaşındaki Netflix oyuncusu Kartal’ın annesi Hüma Bilcanlı’nın Novakid deneyiminden bahsettik.
Günlük hayatımızın ayrılamaz parçası olan İngilizce özür dileme kalıplarını beraber öğrenelim ve her duruma uygun özür kalıplarıyla hatalarımızı telafi edelim!
Tatiller, hayatımızın heyecanla beklediğimiz ve itinayla planladığımız günlerdir, bu nedenle günlük hayatta sık sık boş günlerimizde yaptıklarımızdan bahsederiz. İngilizcede tatillerden bahsederken farklı tatil türlerine göre farklı kalıplar bulunur. Gelin İngilizcede tatiller hakkında konuşabilmemiz için gereken her şeyi öğrenelim.
İngilizce meyve isimleri ve sebzeler İngilizce öğrenmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı! Novakid Blog'da kapsamlı listeler, telaffuz ipuçları, oyunlar ve deyimlerle dolu rehberimizle keşfe çıkın.
Kediler ile ilgili İngilizce deyimleri beraber tanıyalım, öğrenelim ve örneklerle dilimizi güçlendirelim. Deyimlerin dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz!










