Bu içeriğimizde çift dilli bebek yetiştirmenin veya çocuğunuza çift dilli (bilingual) eğitim vermenin potansiyel faydalarından bahsettik.
Günlük hayatta sıklıkla kullanılan İngilizce deyimler
- Go the extra mile
- On thin ice
- Break the ice
- Spill the beans
- The ball is in one’s court
- Wrap one’s head around
- Under the weather
- Beat around the bush
- Once in a blue moon
- Give it a whirl
- Let the cat out of the bag
- Novakid’le tanışın!
- Deyimler bir dilin ait olduğu kültürü en iyi yansıtan parçalarından biridir.
- İngilizce deyimler öğrenmek dili ustaca kullanabilmek ve ait olduğu kültürü anlamak için gereklidir.
- Türkçede olduğu gibi İngilizcede de her durum için kullanılabilecek deyimler vardır.
“Günlük konuşmaların olmazsa olmazı deyimler her dilde vardır ve bu deyimler dilin ait olduğu kültür hakkında bize en çok bilgi verecek kaynaklardan biridir. İngilizce öğrenen insanların deyimlere başlangıç seviyesinden itibaren en azından aşinalık geliştirmesi bu nedenle oldukça büyük bir öneme sahiptir. Aynı zamanda İngilizce konuşurken kendilerini daha açık bir şekilde ifade edebilmeleri dilde özgüven geliştirmelerini sağlayacaktır.” – Novakid öğretmeni Ali Sullivan
Deyimler kısa sözcük ve sözcük gruplarından oluşan, hayatın getirdiği durumları ifade etmeyi kolaylaştıran ve renklendiren toplumsal gelişmelerle ortaya çıkmış sözlerdir. Günlük konuşmalarımızın önemli bir kısmını oluşturan bu deyimleri bazen bilinçli olarak kullanır, bazen de deyim olduklarını bile bilmeden kullanırız. Bu durum her dil için geçerlidir, Türkçede olduğu kadar İngilizcede de çok fazla deyim vardır ve konuşurken bu deyimleri kullanırsak dildeki hakimiyetimizi artırıp kendimizi daha iyi ifade edebiliriz.
Deyimler bir toplumun geçmişini, geleneklerini ve tutumlarını yansıttığı için yeni bir dil öğrenirken deyim bilgimizi de artırmak dilde yetkinlik kazanmak için gereklidir. Bu nedenle sizin için İngilizcede en çok kullanılan deyimlerin bir kısmını sıraladık. Bu İngilizce deyimleri öğrenerek hem daha kapsamlı bir şekilde İngilizce konuşmaya başlayabilir hem de dilin ait olduğu kültürü daha iyi anlayabiliriz. Öyleyse gelin sıraladığımız İngilizce deyimlere göz atalım!
Go the extra mile
Bahsedeceğimiz ilk İngilizce deyim olan “go the extra mile”, biraz daha uğraşmak, bir adım daha ileri gitmek anlamında kullanılır. Buradaki “mile” kilometre yerine kullanılan Amerikan ölçü birimidir. Bu ifade çoğunlukla resmi olmayan bağlamlarda kullanılır fakat hem konuşmada hem de yazılı dilde kullanılabilir.
Örnek 1: I’m tired of always going the extra mile, it’s wasting my energy. (Her zaman bir adım daha ileri gitmekten yoruldum, enerjimi boşa harcıyor.)
Örnek 2: Just make going the extra mile a habit, and your dreams will start coming true. (Sadece biraz daha uğraşmayı alışkanlık haline getir ve hayallerin gerçekleşmeye başlayacak.)
On thin ice
Birebir çevirisi “ince buzun üstünde” olan bu deyim birinin çok riskli bir durumda olduğunu, dikkatli hareket etmesi gerektiğini ifade etmek için kullanılır. Günlük hayatta konuştuğumuz kişi hoşumuza gitmeyen bir şey söylediğinde onu uyarmak için de bu deyimden faydalanabiliriz.
Örnek 1: You’re on thin ice, choose your words carefully. (Riskli bir durumdasın, kelimelerini dikkatli seç.)
Örnek 2: I feel like I’m on thin ice. Whatever I do will result in disaster. (Tehlikeli bir durumda gibi hissediyorum. Ne yaparsam yapayım felaketle sonuçlanacak.)
Break the ice
Buz ile ilgili bir başka deyim de “buzu kırmak” anlamına gelen “break the ice” deyimidir ve Türkçede “buzları eritmek, havayı yumuşatmak” deyimlerine karşılık olarak kullanılabilir. “On thin ice” deyiminin aksine aradaki gerginliği azaltmak, ortamı daha sakin bir hale getirmek gibi pozitif anlama sahiptir.
Örnek 1: Can I buy you a coffee to break the ice between us? (Aramızdaki buzları kırmak için sana kahve ısmarlayabilir miyim?)
Örnek 2: She’s trying to break the ice but John’s not budging. (O havayı yumuşatmaya çalışıyor ama John geri adım atmıyor.)
Spill the beans
Birebir olarak “fasulyeyi dökmek” olarak çevrilebilecek bu deyim Türkçedeki “ağzındaki baklayı çıkarmak” deyiminin karşılığı olarak kullanılabilir. Konuştuğumuz kişinin bir şey söylemek istediğini ama nasıl söyleyeceğini bilemediği durumlarda konuşmasını sağlamak için kullanabileceğimiz bir deyimdir.
Örnek 1: I know you have something on your mind so just spill the beans. (Aklında bir şey olduğunu biliyorum o yüzden çıkar ağzındaki baklayı.)
Örnek 2: Will you spill the beans already? (Ağzındaki baklayı çıkarır mısın artık?)
The ball is in one’s court
Türkçe muhabbet ederken sık sık “sana kalmış” ve “sen bilirsin” gibi nötr ifadeler kullanırız. “The ball is in your court” (top sende) deyimi bu ifadeleri belirtmek için kullanılır. “Sıra sende” demek için de kullanıldığı olur. Sorumluluğun karşı tarafta olduğu belirten bir deyimdir. Çoğunlukla yazılı dilden çok İngilizce konuşmada kullanılır.
Örnek: You decide what to do. The ball is in your court. (Ne yapacağına sen karar ver. Sorumluluk sende.)
Wrap one’s head around
“Bir şeyi anlamaya çalışmak” anlamında kullanılan bu deyim günlük hayatta biri bize yaşadığı bir şeyi anlattığında anlamadığımız noktalara ithaf etmek için ve bazen de durumun garip olduğunu belirtmek için kullanılır.
Örnek: I just can’t wrap my head around the fact that no one listened to her that day. (O gün kimsenin onu dinlemediği gerçeğini kavrayamıyorum.)
Under the weather
Bu deyim modumuzun yerinde olmadığını, keyifsiz hissettiğimizi ifade etmek için kullanılır. Türkçede “kafası dumanlı” deyimi anlamı birebir olarak karşılamasa da yerine kullanılabilir.
Örnek: Why do you feel under the weather today? What’s bothering you? (Bugün neden keyifsiz hissediyorsun? Canını sıkan ne?)
Beat around the bush
Bu İngilizce deyim günlük İngilizce konuşmalarda sıklıkla kullanılır ve karşıdaki kişinin lafı uzatmamasını, sadede gelmesini istemek anlamına gelir. Yukarıda bahsettiğimiz “spill the beans” deyimine anlamsal olarak benzer.
Örnek: Stop beating around the bush and tell me where she is! (Lafı geveleme ve nerede olduğunu söyle!)
Once in a blue moon
Daha çok İngilizce konuşmalarda kullanılan bu deyim nadiren yaşanan olaylardan bahsetmek için kullanılır. Türkçedeki “kırk yılda bir” deyiminin anlamsal olarak birebir karşılığıdır.
Örnek: This is a once-in-a-blue-moon phenomenon. We can’t miss it! (Bu kırk yılda bir yaşanan bir olay. Kaçıramayız!)
Give it a whirl
Bu deyim bir şeyi ilk defa deneyen kişiyi cesaretlendirmek için sıklıkla kullanılan bir deyimdir. Ağırlıklı olarak günlük sohbetlerde kullanılır.
Örnek: I know you have a fear of heights, but just give climbing a whirl. (Yükseklik korkun olduğunu biliyorum ama tırmanmaya bir şans ver.)
Let the cat out of the bag
Birebir olarak “kediyi çantadan çıkar” şeklinde çevrilebilecek bu İngilizce deyim “spill the beans” ile benzer bir anlama sahiptir ancak bu ifade bir sırrı açığa çıkarırken kullanılır. Bu bilerek veya kazara olabilir.
Örnek: Just let the cat out of the bag, everyone already suspects you. (Artık sırrı açıkla, zaten herkes senden şüpheleniyor.)
Böylece İngilizcede günlük hayatta kullanılan deyimlerin en yaygınlarını sıraladık. Aşağıda sizin için hazırladığımız tabloda tüm deyimleri anlamlarıyla birlikte bulabilir ve kendi cümlelerinizi kurmak için pratik yapabilirsiniz. Unutmayın ki deyimler İngilizce için büyük bir öneme sahiptir ve onları doğru bir şekilde kullanabiliyor olmamız gerekir. Başarılar!
| Deyim | Anlamı |
| Go the extra mile | Biraz daha uğraşmak, bir adım ileri gitmek |
| On thin ice | Riskli bir durumda olmak |
| Break the ice | Buzları kırmak, havayı yumuşatmak |
| Spill the beans | Ağzındaki baklayı çıkarmak |
| The ball is in one’s court | Sıra onda olmak, karar hakkına sahip olmak |
| Wrap one’s head around | Bir şeyi anlamaya çalışmak |
| Under the weather | Keyifsiz, kafası dumanlı |
| Beat around the bush | Lafı gevelemek |
| Once in a blue moon | Kırk yılda bir |
| Give it a whirl | Denemek |
| Let the cat out of the bag | Sırrı açığa çıkarmak |
Novakid’le tanışın!
İngilizce öğrenme süreci her çocuk için farklı görünebilir, bazıları sade anlatımı takip etmesi daha kolay bulurken bazıları oyunlaştırılmış derslere daha fazla odaklanabilir. Deneyimli öğretmenleriyle Novakid çocuğunuzun ihtiyaçlarını gözetip ona uygun ders planı yapar. Çocuğunuzun bu derslerden yararlanması için onun Novakid serüvenini başlatın!
Questions and answers
Deyimin İngilizce karşılığı “idiom” kelimesidir.
Deyimler Türkçede olduğu kadar İngilizcede de sıklıkla kullanılır.
İngilizce deyim bilmek dile daha hakim olmamızı sağlayıp dilin ait olduğu kültürü daha iyi anlamamıza yardım ettiği için önemlidir.
Akıcı İngilizce konuşmanın ne olduğunu, akıcı konuşabilmek için kaç kelime bilmeniz gerektiğini ve bu noktaya nasıl ulaşabileceğinizi birlikte öğrenelim!
Bu içeriğimizde 11 yaşındaki Netflix oyuncusu Kartal’ın annesi Hüma Bilcanlı’nın Novakid deneyiminden bahsettik.
Bu içeriğimizde sırasıyla İngilizcede ayların nasıl yazıldıklarından ve okunduklarından, anlamlarından ve kökenlerinden bahsettik.
İngilizce “run” fiilinin nasıl farklı anlamlarda kullanılabileceğini hep birlikte keşfedelim.
Okul ortamında yaşanabilecek günlük İngilizce diyalogları, cümleleri ve kelimeleri hep birlikte inceleyelim. Okulla ilgili İngilizce cümlelere örnekler görelim!
“Bite the bullet” ne demek? Dişini sıkmak deyiminin anlamı nedir? Bu ilginç deyimin kökenini, Türkçe eşanlamlılarını ve doğru kullanımını birlikte öğrenelim!










